11 Ocak 2008 Cuma

Güzel Türkü Söylemenin 3 Altın Kuralı

I

Basit bir denklemin çok da tereddüt etmeksizin yapıyoruz sağlamasını. Her gün artıları ve eksileri bir tarafa koyuyoruz. Tedirginlik yaratacak kadar düzenli bir biçimde yaşanıyor bütün başkaldırılarımız. Tek söyleyebileceğimiz “ben bu sahneyi defalarca gördüm” oluyor kapanış öncesinde.

Hangi hakimin vicdanına hız kazandırdık acaba, keza “ben günahkarım” diyerek rahibinin karşısında diz üstü çöken mavi gözlü Katolik neye göre karar verir hangi günahın yüreğini daha çok ağrıttığına? Tek elden ve temennisiz rahibe sunulan bir hediye midir böylesi bir suçluluk duygusu, peki’ ya doğduğu gün atalarının günahları yüzünden yargılanıp cezası kesinleşmiş yunan kahramanı ne demeye çekecek onca acıyı.. Hepsi anlatacak kimsesi olmadığı için mi yoksa..

II

Bütün tanrılar ölür. Masal tanrıları en çabuk ölenlerdir aralarında ve diğerlerine kıyasla çok daha acıklı olur ölümleri. Şimdi hep birlikte Peter Pan’la birlikte bir periyi yaşatmak için alkış tutmanın ne kadar romantik olduğundan bahsedeceksek en iyi biz bilmeliyiz bu ölümlerin yasının tutulmadığını. Ey unutulmuş Olypos’taki tanrı ve tanrıçalar; ne kadar öykü yaratıldı szin için. Oysa fark edildiklerinde çoktan gerçekleşmiş ölümlerdi onlar.

Bir elinle diğer elini tutturmanın, yüz seviyesinin biraz altında bir araya getirmenin ve üstelik bu hareketi yaparken bir de yeterince yüksek bir ses çıkarmanın zorluğunu tanrılardan öğrenmeyeceksek kimden öğreneceğiz zamanı geldiğinde. Ve yine tereddüt etmeksizin yapacağız sağlamasını tüm unuttuklarımızın. Hayır atalarımın günahlarının bedelini ödeyecek değilim. Ama onların tanrılarına saygı duyuyorum.

Çünkü ben “estetik “ olanı tercih ederim bütün “gerçek” adı verilenlere.

III

Sokakta palyaçolar dolaşıyor. Sokakta palyaçolar dolaşıyor. Çıkarın bütün elbiselerinizi ve medeniyetin soluğunu dışarı bırakarak – daha iyisi medeniyetin soluğunu içerde bırakıp kendinizi dışarı hapsederek kazıyın söylenmiş ve söylenebilecek bütün sözcükleri beyninizden. Organik ve organik olmayan bütün tahılları kusun.. Kuşlar kralı ülkeye dönüyor.

Ve sonra o bir an, her şeyin net ve temiz olduğu o bir an hiç yaşanmamış gibi yeniden giyinin medeniyeti ve karışın kalabalığın arasına. Bilinir ki insan herkesin çıplak olduğu durumlarda bile hoşlanmaz çıplak olmaktan. Öyleyse söylenemeyecek olanı –sözden öncesini- söze dökme yolundaki anlamsız (ama vakit öldürmemizi sağlayan) çabamıza geri dönelim hep birlikte. Halleluyah.. Matematikçileri bile harflere mahkum ederek ve vergi levhaları ve aşk mektupları ve bronzdan heykellerle süsleyelim yeni tapınakları.

Yapacak daha iyi bir işimiz olmayacak ne de olsa.

Heyzen Z. Ateş

Hiç yorum yok: