14 Ocak 2008 Pazartesi

Otopsi 2




Otopsi 2

l.

Sarhoş limanlarda yapılmış kötü bir dövme gibi omuz başına yapıştırdığın ad ateşle arındırılmış keskin bir bıçak gibi geçmişini kesiyor çizik çizik. Evcilleştirilmiş sözcüklerle kendine bir dünya kurmanı öğütlüyorlar sana, bu yüzden, sana ait olmayan vahşi bir soyluluk dünyasının kapısını aralamak adına sözcük aşırmaya yeltenişin.

Veya anaerkil bir manifestonun ardından şaraplı horoz yemeği öğrenmek. Öykünün en can alıcı cümlesi.

ll.

Demokratlaşma boğa güreşçisinin attan yere indirilmesi ve yayalaştırılması ile (mi başlar yoksa onun bir soncu mudur?) başlar der kitaplıkları ezbere bilenler. Gezgin ruhlarının saptamalarını anka kuşunun kanadından koparılmış tüylerle yazarak ölümü kişiselleştirir, can sıkıntısının tarihçesini yazmaya kalkarlar.

lll.

Bataklıklardaki sazlığın orta yerinde yaşanan yanılsamaların bir yüzü vardır elbette.

Okyanus aşmış tuzakçıların yoksunluklarını üstü örtülü bir biçimde efendilerine kurban eden yaltakçı bozkır kraliçesi af diledi; “deneme, deneme… bir iki üç, bir iki üç” diye saydırarak yeni ürünlerini tanıttı halkına.

Usta vaizlerin boş egolarından yırtılmış konfetilerin düetlerini saklayan bu sazlıkta, uysal olan hiçbir şey yok. Beni gökyüzünde bırak git demiştin. Uyarılmış gözbebeklerinden çıkıp gelen yanlış basılmış notalar ve sözcüklerle verdiğin vaazlar ölümler getirmişti kapımıza. Eylül gelince aniden yalnızlığımız da geldi peşi sıra, acının ağır yüzü dikenlerden yapılmış çelenkleriyle uykularımızı böldü.

Evet, sırf bizim için yaptı bunu neşter.

lV.

Asılmış adamlar meydanını geçince efendisini bir gün burada asmayı hayal eden gökyüzü avcısı kılıçtan bir soğuğun kuşun bedenini nasıl yaraladığını bilmez. İşte o anda ortaya çıkan ve inlemeleri tarih olmuş haşin suratlı bir misyoner dana eylül gelmeden başakları mermerleşmiş ekinlerin ağlamaklı sesini trompetçinin nota sehpasına koyar.

Bunalımların, ortaçağdan gelen kabuslar gibi büyüdüğünü bilseydi onlara düşlük etmezdi elbette. Devrimlere alt yazı geçelim ki simyacılarımız tereddütte kalmasınlar.

Z. Heyzen Ateş

Hiç yorum yok: